YUNANİSTAN’IN İTALYA İLE YAPTIĞI ANLAŞMA TÜRKİYE’NİN TEZLERİNİ GÜÇLENDİRİYOR

“Yunanistan, kendi anakarasından yaklaşık 600 km, ancak Türkiye anakarasından 2 km uzaklıktaki bu adaların kıta sahanlığına sahip olmaları gerektiğini ileri sürerek hakkaniyet temelinden yoksun bir şekilde hakkından daha geniş bir deniz yetki alanı elde etme çabası içindedir. Bununla birlikte Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye ise, uluslararası deniz hukukundan kaynaklanan hakkaniyet, anakara coğrafyasına üstünlük tanınması, oransallık ve kapatmama ilkelerine dayanarak bu adaların yalnızca karasuları olabileceğini ifade etmektedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin uluslararası hukuka dayanan haklı iddiaları, sahip olduğu adalara değil ve fakat bizatihi anakarasına dayanmaktadır.”

Bakan Dönmez, Yunanistan’ın adalar üzerinden kıta sahanlığı tezinin hukuki bir temelinin olmadığını dile getiriyor.

Bunu dile getirirken, Atina’nın İtalya ile imzaladığı anlaşmadan bir örnek veriyor:

“Doğu Akdeniz’de kendi kıta sahanlığımız 2012’de BM’ye bildirdiğimiz uluslararası hukuka uygun sahalardır. Yunanistan’ın adalar üzerinde bu kıta sahanlığını ihlal edecek şekilde hak iddia etmesi hukuki temelden yoksundur. Nitekim Yunanistan’ın İtalya ile imzaladığı İyon Denizi’ndeki anlaşmada adalar dikkate alınmamış, anakarada yer alan ülkelerin kıyıları dikkate alınarak belirlenmiştir.”

Sadece Yunanistan’ın İtalya ile yaptığı bu anlaşma değil, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırması ile ilgili daha önce verilmiş yargı kararlarında da Türkiye’nin yaklaşımını destekleyen örnekler bulunuyor.

Enerji Bakanı Dönmez bu örnekleri, 1977 İngiltere-Fransa davası, 1992 Kanada-Fransa Saint Pierre & Miquelon davası, 2009 Romanya-Ukrayna davası ile 1985 Libya-Malta davası olarak sıralıyor.

Devamında da şunları söylüyor:

“İncelenen yargı kararlarından çıkarılan sonuçlar, Türkiye’nin deniz yetki alanlarıyla ilgili haklı iddialarını desteklemektedir. Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye’nin iddiaları hakkaniyet temeline ve anakara coğrafyasına üstünlük tanınması ile oransallık ve kapatmama ilkelerine dayanmaktadır.”

Enerji Bakanı Fatih Dönmez’in bu değerlendirmelerini aldıktan sonra bu konularda nasıl bir tanımlama yapılıyor acaba diye merak edip Vikipedi’ye baktım.

Oraya ‘kıta sahanlığı’ diye yazınca, karşınıza Türkiye’nin yaklaşımını destekleyen şöyle bir tarif çıkıyor:

“Kıta sahanlığı, jeolojik olarak ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki uzantısıdır ve kıtanın bitip okyanusun başladığı kıtasal çizgiye kadardır. Kıta sahanlığı, kara platformu olarak da bilinir, bir kıtayı ya da kara parçasını çevreleyen görece sığ ve eğimli deniz tabanına verilen addır.”

Enerji Bakanı’nın bu değerlendirmelerini, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak arayışlarını ve yürüttüğü faaliyetlerini sorgulayıcı gözle ama ikna olmaya açık şekilde izleyenler için değerli buluyorum.

Bu süreci bir macera olarak değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabiriyle “kendi payına düşeni, kendi hakkını söke söke alma” çabası olarak görmeli.

Türkiye’yi durduk yere huzursuzluk çıkartan bir ülke olarak konumlandırmaya çalışan uluslararası çabalara karşı bu tezlerin bilinmesi önem taşıyor.

Login

Welcome! Login in to your account

Remember me Lost your password?

Lost Password