Döviz kuru gölgesinde enerjide zam denklemi

Türkiye ekonomisi, 2018 yılının ağustos ayından bu yana döviz kurundaki şok artışın gerek emtia, gerek ithalat ve ihracat gerekse de vatandaşın cebine etkilerini tartışıyor. Bu tartışma devam ederken döviz kurları yükselişini sürdürmeye devam ediyor. İki yıl önce ağustos ayında, hızla tırmanan döviz kuru, ekonomi yönetiminin müdahalesi sonrasında gevşeyerek 7.22’den 5.20 TL’ye inmişti. Ancak kısa bir süre önce başlayan ve bu kez müdahalelerin de etkisini yitirdiği yükseliş ekonominin her alanını direkt etkiliyor ancak domino etkisi yapan en büyük etki enerjide yaşanıyor. Yani doğal gaz, elektrik ve akaryakıt fiyatlarını direkt olarak yükseltiyor. Kurdaki her artış, tamamı ithal edilen doğal gaz ve petrol için yurt dışına ya da tedarikçilere (Rusya, İran, Azerbaycan, Nijerya, Katar) daha çok para ödenmesi anlamına geliyor. Bu durum, doğal gazda ve akaryakıtta kaçınılmaz olarak zam baskısı oluşturuyor. Zaten artışlar da başladı. İlk zam benzin ve motorinde yaşandı; pompa fiyatları yükseldi. Peki, doğal gaz? Kura bağlı olarak artan maliyetler, hem ısınma hem elektrik üretimine yönelik hem de sanayide kullanılan gazın fiyatını yukarı taşıdı. Zira elektriğin (koşullara göre değişmekle birlikte) hala yüzde 20-30’u doğal gazdan üretiliyor. Diğer yandan su, güneş, rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik, YEKDEM kapsamında destekleniyor ve dolar kuru üzerinden üreticilere her kilovatsaat için ödeme yapılıyor. Milli enerji olarak adlandırdığımız yenilenebilir enerjide de maliyetler artacak. Bu gelişmenin doğal bir sonucu olarak vatandaş, enerjiye ve dolasıyla elektrik, gaz, akaryakıt kullanılarak
üretilen ürünlere daha çok para ödemek zorunda kalacak. Vatandaşın, aylık bütçesinden enerjiye ayırmak zorunda kaldığı pay artacak. Döviz kurundaki artışın petrol, doğal gaz, elektrik, akaryakıt üzerindeki etkisine, tabii vatandaşı ihmal etmeden bir göz atalım… Kalem kalem konuyu irdeleyelim.

AKARYAKIT: Türkiye’de iç piyasada benzin ve motorin fiyatları belirlenirken, şu üç temel bileşen göz önünde bulunduruluyor: Uluslararası piyasalarda oluşan ürün (benzin ve motorin) fiyatı, Rafineri, dağıtıcı ve bayi marjları, KDV ve ÖTV toplamından oluşan vergi.
Ürün fiyatı, uluslararası piyasalarda oluşuyor ve tatil günleri dışında sürekli değişiyor. Ürün fiyatında
düşüş olmasına karşın dolar kuru arttı. Kur artışının baskın gelmesi durumunda yurt içi piyasada benzin ve motorin fiyatları yükseliyor. Ürün fiyatlarının üzerine daha sonra rafinerici, dağıtıcı ve bayi marjı ekleniyor. Rafineri marjı sıklıkla değişmekle birlikte dağıtıcı ve bayi marjı daha stabil bir düzey izliyor.
Akaryakıtta, vergilendirmeyle ilgili konuları, Hazine ve Maliye Bakanlığı takip ediyor. Benzin ve motorin fiyatlarında verginin payı yüzde 60-70’i buluyor. Şimdi, somut olarak fiyatlara daha yakından bakalım.
Küresel ölçekte yaşanan koronavirüs salgını sonrasında ekonomilerin kapanmasıyla uluslararası piyasalarda petrol fiyatları dramatik biçimde geriledi. Benzin ve motorinin tonu, 150-200 dolara kadar
indi. Bu dönemde, akaryakıta peş peşe indirim yapıldı. Normalleşme adımlarıyla birlikte artan talebe bağlı olarak petrol ve akaryakıt fiyatlarında hızlı bir yükseliş yaşandı. Akaryakıta, bu kez peş peşe zam
gelmeye başladı; pompa satış fiyatları yükseldi. Ağustos ayının üçüncü haftası itibarıyla benzinin tonu 409, motorinin 376 doları gördü. Yurt içinde dolar kurunda da yukarı yönlü bir hareketlilik söz konusu.
Bu nedenle benzin ve motorinde yeni artışlar gündeme gelmeye devam ediyor. Kur artışı, depoyu doldurmanın maliyetini artırıyor. Aynı zamanda taşımacılık maliyetini de artırdığı için her türlü ürünün
fiyatını da doğrudan etkiliyor.

DOĞAL GAZ: Türkiye, yılda 45-50 milyar metreküp doğal gaz tüketiyor. İthalatta, ikili yöntem izleniyor.
Rusya, İran ve Azerbaycan’dan boru hatları üzerinden uzun dönemli sözleşmelerle doğal gaz satın alınıyor. BOTAŞ; ABD, Katar, Cezayir ve Nijerya’dan da sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal ediyor. LNG, kontratlar üzerinden (Katar, Cezayir gibi) ya da spot piyasadan (ABD’den) temin ediliyor.
Sözleşmelere göre gaz fiyatı, petrol ve türevlerinde yaşanan hareke göre üçer aylık dönemler halinde yeniden hesaplanıyor. Brent petrolde oluşan fiyat hareketleri, gaz ithalat sözleşmesine 6-9 aylık gecikmeyle etkide bulunuyor. Fiyat düşüyor ya da artıyor. Elbette, önemli bir konu da dolar kuru. BOTAŞ, ithalatı dolarla yapıyor, iç piyasaya TL ile gazı satıyor. Şirket, halen konutlara her 1000 metreküp gazı bin 251, sanayi ve santrallara da bin 400 TL’den satıyor. Dolar kuru arttıkça BOTAŞ’ın (özel sektör gaz ithalatçılarının da) maliyetleri artıyor. Zam baskısı oluşuyor. Örnekle açıklayalım: Dolar kuru, birkaç ay önce 6.85 TL’ydi. Her 1000 metreküp gaza 200 dolar ödendiğini varsayarsak, cebimizden çıkan para 1370 TL’ydi. Kur, 7.40’a çıkınca ithal edilen her 1000 metreküp gaza 1480 TL ödenmesi söz konusu olacak. Aradaki fark, her 1000 metreküpte 110 lira. Milyarlarca metreküp gaz ithal edildiği düşünüldüğünde kur artışıyla birlikte, milyarlarca TL’lik ek maliyet oluşuyor. Bu durumda ya
gaza zam yapılıyor ve tüketiciye maliyet yansıtılıyor ya da BOTAŞ zarar yazıyor. Hazine, diğer bir deyişle 83 milyon vatandaş maliyeti karşılıyor.

PETROL: Türkiye’nin, 2019 verileriyle yıllık yaklaşık 50 milyon ton toplam petrol tüketimi bulunuyor. Bunun, 25 milyon tonu dizel, 5 milyon tonu jet yakıtı, 2.3 milyon tonu benzin, 4.5 milyon tonu LPG, geri kalanı da diğer yakıtlardan oluşuyor. Türkiye, doğal gazda olduğu gibi petrol ihtiyacının da önemli bölümünü ithalat yoluyla karşılıyor. Dolar kurunda yaşanan her kuruş artış, Türkiye’nin petrol ithalat faturasının da şişmesine yol açıyor. Türkiye, her yıl doğal gaz ve petrol ithalatı için onlarca milyar dolar (40-45 milyar dolar) ödüyor. Kur artışı, ülkeden daha çok para çıkmasına yol açıyor.

 

ELEKTRİK: Türkiye’de elektrik üretiminde önemli bir gelişme yaşanıyor. Yerli ve yenilenebilir kaynaklar su, güneş ve rüzgarın toplam üretim içindeki payı artıyor. Bu son derece önemli ve sevindirici bir gelişme… Ancak, önemli bir konu var. Elektrik üretiminde su, güneş, rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik, YEKDEM kapsamında destekleniyor. (Bu mekanizmada, 2021 yılından
itibaren bazı değişiklikler yapılması bekleniyor.) Üreticilere, dolar kuru üzerinden ürettikleri ve sisteme verdikleri her kilovatsaat elektrik için ödeme yapılıyor. Örneğin, YEKDEM kapsamında bulanan ve güneşten yapılan her kilovatsaat elektrik üretimi için ilgili üreticiye, 13.3 dolar/sent ödeniyor. Diğer yenilenebilir kaynaklar için de dolar kuru esas alınarak, üreticilere para ödeniyor. Dolar kurunda yaşanan her kuruş artış, bu kaynaklara daha fazla ödeme yapılmasını zorunlu kılıyor. Aynı zamanda, doğal gaz ve kömür santrallarında kullanılan fuel oil ve motorin de dolarla satın alınıyor. Elektriğin, koşullara ve mevsimine göre değişmekle birlikte yüzde 20-30’unun gazdan üretildiği de dikkate alınırsa, gazdaki bir fiyat hareketinin, elektrik fiyatına yansıtılması zorunlu olacaktır. Bu gelişmenin doğal bir sonucu olarak vatandaş, elektrik için aylık daha çok pay ayırmak zorunda kalacak. Elektrik fiyatlarının artması, diğer tüm sektörlerde de ürün, mal ve hizmetlerde artışı tetikleyecektir.

 

Login

Welcome! Login in to your account

Remember me Lost your password?

Lost Password