Öncelikle plana ilk baktığımızda, ülkemizin karbonsuzlaşma hedefini destekleyecek şekilde 2035 yılına kadar GES kurulu gücünün 5,5 kat, RES kurulu gücünün ise 2,5 kat artmasının planlandığını görüyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için gerekecek iletim ve dağıtım başta olmak üzere altyapı yatırımları, depolama gibi yeni teknolojilerin kullanımı, talep tarafı katılımı politikaları ve yatırımların bürokratik yükünü azaltacak regülasyon düzenlemelerinin üzerinde amaca yönelik olarak çalışmalar yapmak gerekecek.
Diğer taraftan finansmanı zor olan ve karbon nötr hale getirmek için büyük yatırım gerektiren kömür santrali kurulu gücünde, 2035 yılına kadar 3.000 MW’lık bir artış olduğu görülürken, artan yenilenebilir üretimin önünü açacak esnek doğal gaz santrali kapasitesinde bir artış öngörülmemektedir. Özellikle doğal gazın Karadeniz’deki gaz keşfi ile yerli kaynaklarımız arasına katıldığı düşünülürse bu nokta gözden geçirilebilir.
Türkiye, Hidrojen Teknolojileri Stratejisi ve Yol Haritasını yayımlayarak, karbonsuzlaşma hedeflerini desteklemek için hidrojen stratejisini resmi olarak ilan eden öncü ülkelerden biri oldu. Oldukça yüksek hedeflerin olduğu bu planda öncelikle ülke olarak giderek azalan tatlı suyumuzu kullanmaktan kaçınıp yatırımcıları bolca sahip olduğumuz deniz suyuna yönlendiren düzenlemelerin yapılmasının gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca sanayi, gaz dağıtım ve elektrik üretim sektörlerinin bir araya getirilerek hidrojen için katma değeri maksimize eden bir tedarik zinciri modeli oluşturulması çok faydalı olacaktır.
Ülke enerji stratejilerimizi uzun vadeli ve sürdürülebilir hedefler ile ortaya koyan ve yatırımcılar açısından öngörülebilirliği artıran bu planı hazırladıkları için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza teşekkür ediyor; en kısa zamanda bu hedeflerin altını somut aksiyonlarla dolduracak çalışmaların yapılmasını diliyorum.
Kaynakça: PETROTURK
